TCMB rezervleri 5 milyar dolar artarak 157 milyar dolara yükseldi
ekonomi

Tcmb rezervleri 5 milyar dolar artarak 157 milyar dolara yükseldi

15:01

Merkez Bankası rezervleri 5 milyar dolar artışla 157,1 milyar dolara yükseldi. Enflasyon beklentileri iyileşti: piyasa %23,81'e, hanehalkı %46,13'e geriledi. Temmuz 23'te faiz kararı açıklanacak.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) döviz rezervleri 19 Haziran'da sona eren haftada yaklaşık 5 milyar dolar artarak 157,1 milyar dolara yükseldi. Rezervler önceki haftada 152,1 milyar dolar seviyesindeydi.

Yükseliş, mayıs ayından bu yana yaşanan düşüş trendi kırıldığını gösteriyor. TCMB'nin rezervleri 8 mayıs haftasında 171,5 milyar dolara ulaştıktan sonra nisan başından haziran ortasına kadar kesintisiz geriledi. Özellikle 5 Haziran haftasında 159,4 milyar dolardan 12 Haziran'da 152,1 milyar dolara inen rezervler, geçtiğimiz hafta itibarıyla toparlanmaya başladı.

Uzun vadeli perspektiften bakıldığında, rezervler 30 Ocak'ta kaydettikleri 218,2 milyar dolarlık tarihi zirvenin hayli altında bulunuyor. Bu dönemde yaşanan dış şoklar ve makroekonomik baskılar rezerv hacmini önemli ölçüde aşağı çekti.

TCMB, haftalık rezerv rakamlarını düzenli olarak güncellemek üzere bu hafta Perşembe günü saat 14.30'da yeni verileri açıklayacak. Merkez Bankası'nın paylaştığı veriler piyasaların döviz arz-talep dengesini ve parasal istikrarı değerlendirmesinde önemli bir gösterge role sahip.

Merkez Bankası tarafından açıklanan Haziran 2026 dönemi Sektörel Enflasyon Beklentileri, enflasyon görünümünde dikkat çekici ayrışmalar ortaya koyuyor. Piyasa katılımcıları, gelecek 12 aya ilişkin yıllık enflasyonu yüzde 23,81 olarak bekliyorken hanehalkı yüzde 46,13 seviyesinde tahmin ediyor.

Piyasa katılımcılarının enflasyon beklentisi mayıstan hazirana 0,01 puan azalarak yüzde 23,81'e indi. Reel sektör ise beklentisini değiştirmeyerek yüzde 33,10'da tuttu. Bunun aksine, hanehalkının enflasyon beklentisi 3,38 puan düşerek yüzde 46,13'e geriledi. Olumlu gösterge olarak değerlendirilebilecek bir gelişme, enflasyonun düşeceğini bekleyen hanehalkı oranının yüzde 15,70'e yükselmiş olması.

Bu dönemde piyasalar, merkez bankasının gelecek dönem para politikası adımlarını yakından izliyor. Vadeli gecelik endeksli TL swapları, gelecekteki borçlanma maliyetlerini yansıtan bir gösterge niteliğinde önemli kayıplar kaydetti. Swap faizi bu ay 275 baz puan düşerek yüzde 38,2 seviyesine inmiş, TCMB'nin belirlediği yüzde 37 seviyesindeki bir haftalık repo faizine yakınlaşmıştır.

ICBC Türkiye Yatırım Hazine Başkanı Alp Serbetli'nin Bloomberg'e yaptığı değerlendirmesinde, Merkez Bankası'nın gelecek ayın toplantısında politika faizini değiştirmeyebileceğini ancak bir haftalık repo ihalelerini yeniden başlatarak fonlama maliyetlerini azaltabileceğini ifade etti. Bu adım, bankacılık sisteminin pahalı olan yüzde 40 gecelik borç verme faizinden kurtulmasına yardımcı olabilir.

Ortadoğu'daki gerilim son dönemin ekonomik dinamiklerinde belirleyici rol oynuyor. Jeopolitik tansiyonun yükselmesi Türkiye'nin enflasyonla mücadelesini zorlaştırmış, TCMB'ni para politikasını daha sıkılaştırmaya itmiştir. Bu sürecin Hürmüz Boğazı'nda yaşanan gelişmeler sonrasında tersyüz olduğu gözleniyor. Brent petrol fiyatı nisan sonundaki 126 dolardan varil başına 79 dolara düşmüş, bu da enerji girdisi yoğun sektörlerde rahatlama yaratmıştır.

TCMB Başkanı Fatih Karahan, mayıs ayında sunduğu Enflasyon Raporu'nda risk ortamında "üst bant" faiz uygulamasını sık tercih ettiklerini vurgulasa da politika faizi ile fonlama faizi arasındaki açılmanın uzun vadede sorunlu olduğunu belirtmişti. Karahan, merkez bankasının tutumunun İran-ABD geriliminin süresi ve şiddeti tarafından belirlenebileceğini de ifade etmişti.

Ancak son haftalarda Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasını kapsayan anlaşmanın hayata geçmesiyle jeopolitik belirsizlik azalmış, bu da Merkez Bankası'na daha esnek bir para politikası uygulamak için alan sağlamıştır. Enerji fiyatlarındaki düşüş, enflasyon baskısını kısmen hafifletmiş olsa da Karahan'ın açıklamalarında bu etkilerin kısa vadede canlı kalacağı vurgulanmaktadır.

Karahan, savaşın enerji ve ulaştırma-hizmet fiyatlarına hızlı yansıması karşısında veri odaklı ihtiyatlı bir yaklaşım izleyeceklerini belirtmiştir. Fiyat istikrarı amacı doğrultusunda tüm araçları kullanmaya devam edeceklerini söyleyen Karahan, enerji fiyatlarının yüksek seyrini koruduğunu ve Türkiye'nin dış talebinin zayıflayacağını öngörmektedir.

Dezenflasyon sürecinin ivme kazandığını gösteren göstergeler de bulunmaktadır. Sıkı para politikasının etkisiyle talep bileşimi dengelenmiş, tüketimin büyümeye katkısı 2025'te belirgin şekilde gerileyerek işgücü piyasasındaki katılığı azaltmıştır. Kart harcamaları ve geniş tanımlı işsizlik göstergeleri talepteki yavaşlamayı teyit etmektedir. Dış ticaret tarafında ise altın ve enerji hariç ithalatta düşüş kaydedilmiş, dış ticaret açığı ilk çeyrekte iyileşmiştir.

Kira ve eğitim kalemlerindeki azalan katılık, dezenflasyonist baskıları desteklemektedir. Gıda enflasyonundaki volatiliteyde sebze fiyatları etkili olmakla birlikte, mayıs ayı öncü verileri sebze grubunda fiyat düşüşlerinin başladığını göstermektedir. Hizmet ve temel mal enflasyonu sıkı parasal duruş çerçevesinde gerilemektedir.

Merkez Bankası'nın enflasyon tahminleri önemli ölçüde yukarı yönlendirilmiştir. 2026 yılı ara hedefi önceki yüzde 16'dan yüzde 24'e çıkarılmış, yıl sonu enflasyonunun yüzde 26 seviyesinde gerçekleşeceği öngörülmüştür. 2027 sonunda yüzde 15, 2028 sonunda yüzde 9 beklentisi devam etmekte, orta vadede yüzde 5 seviyesinde istikrar kazanılması amaçlanmaktadır.

Yüksek belirsizlik ortamında tahmin aralığı yayınlama yöntemini terketmiş olan TCMB, güncel tahminler açıklamaya geçmiştir. Bu değişiklik, jeopolitik risklerin ve dışsal şokların artması karşısında merkez bankasının daha açık iletişim stratejisi benimsediğini göstermektedir. Petrol fiyatlarındaki oynaklık ve gıda fiyatlarındaki belirsizlik, enflasyon tahminlerinin yeniden düzenlemesine yol açmıştır.

Merkez Bankası, kalıcı düşüş sağlanana kadar sıkı para politikası yaklaşımını sürdürecektir. TL mevduat payı yüzde 59,7 ile güçlü bir seyre sahip olmakla birlikte kredi büyümesinde nisan ayından itibaren miktar bazında bir gerileme görülmektedir. Ticari kredilerdeki yavaşlamaya karşın konut kredisi büyümesi hız alırken tüketici kredileri gerilemektedir. Bu denge makroihtiyati tedbirler aracılığıyla yönetilmektedir.

TCMB, enflasyonun bu seviyelere gerilemesi sonrasında orta vadede yüzde 5 civarında istikrar kazanmasını hedeflemektedir. Jeopolitik görünümün seyrinin enflasyon tahminleri açısından kritik öneme sahip olması, Merkez Bankası'nın dış şoklara karşı ne kadar esnek hareket edebileceğini belirleyecektir.

Etiketler
Paylaş

İlgili haberler

TCMB rezervleri 5 milyar dolar artarak 157 milyar dolara yükseldi — Haber — Tomruk Haber