
Kadir İnanır Ordu'nun evladı, Kenan Evren'i lanetli buldu
Kadir İnanır zatürre nedeniyle yoğun bakımda entübe edilerek tedavisini sürdürüyor. Eşi Jülide Kural, enfeksiyon değerlerinin iyileştiğini ancak olumlu konuşmak için erken olduğunu açıkladı.
Yeşilçam'ın usta oyuncusu Kadir İnanır, Ordu'nun Fatsa ilçesinden geldiği ortaya çıktı. Efsanevi jönü ekranlarda İstanbul ve Ankara'yla özdeşleştiren izleyiciler, Karadeniz'in incisinin bu oğlunun memleketini öğrenince şaşkınlıklarını gizleyemedi.
İnanır, 14 kardeşin en küçüğü olarak doğdu. Henüz çocukluk yıllarında sahne tutkusunu okul etkinliklerindeki performanslarla göstermeye başlamıştı. Eğitim için genç yaşta İstanbul'a yerleşen oyuncu, Haydarpaşa Lisesi'nde yatılı kaldıktan sonra Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi'nden mezun oldu.
Kariyer yolculuğu 1960'lı yılların sonunda fotoroman yarışmalarıyla başladı. 1970 yapımı "Kara Gözlüm" filmiyle Türkan Şoray'ın karşısına çıkan İnanır, Türk sinema tarihinde kalıcı bir yere sahip oldu. Karakteriyle Karadeniz'in hırçın ruhunu perdeye yansıtan sanatçı, doğduğu toprakların gururu olmaya devam ediyor.
İnanır'ın siyasi tutumu kadar cesur olmuştur. Hüseyin Karabey'in yönettiği "Kuzeyden Gelen Adam" belgeselinde, 12 Eylül'ün mimarı Kenan Evren'e karşı duruşunu açıkça ortaya koyan İnanır, ülkenin aydın gençliğinin katledilmesini "uluslararası güçlerle işbirlikçilerin yaptığı bir katliamdan" başka bir şey olmadığı söyledi.
"Bu katliamı yapan adam benim için lanetli bir heriftir" diyen İnanır, Evren'le görüşmediğini vurguladı. Dönemin Genelkurmay Başkanı hakkında konuşurken, kendisini cahil olarak nitelendirdi. Evren'in mitinglerde ilahiler ve hadisler okuması karşısında, onun asker olarak niteliklerini sorguladı.
İnanır, 1978'de binlerce insanın işkence çektiği, temel insan haklarının askıya alındığı bir dönemde, Evren'in demokrasi ve basın özgürlüğü hakkında söylediklerini reddetmiştir. Evren, dönemin koşullarını meşrulaştırmaya yönelik açıklamalar yaparken, İnanır daha yapılı bir toplumsal direniş çerçevesinde konumlanmıştır.
Sanatçı, yaşamının geri kalanını ülkenin sorunlarıyla mücadeleye adamıştır. "Ömrümün geri kalan kısmını bu ülkenin sorunlarıyla, ortadan kalkması için verilen mücadelenin en önünde olmak için ayırdım artık" ifadesiyle ilişkisini tanımladı. Çözüm Süreci'nde Akil İnsanlar Heyeti'nde yer alan İnanır, geleceğin nesillerine daha barışçıl bir ortam bırakma hedefiyle hareket etmiştir.
Kızıldere'de öldürülen öğretmen Fatsalı Ertan Saruhan'ın temsil ettiği değerlere sırtını dönmeyen İnanır, tarih içinde konumunu bilinçli olarak seçmiştir. Annesi, "Seni düşürmek için bildiğim bütün metotları uyguladım oğlum, ölmedin. Meğerse sen Kadir İnanır olacakmışsın" sözleriyle oğlunun kaderini tanımlamıştır.
Şu anda hastanede bulunan oyuncu, söz ettiği "büyük barış"ı görme umudunu taşımaktadır. İnanır'ın yaşam yolculuğu, bireyin tarihsel dönemeçlerde aldığı tavırların gelecekte peşini gelmesinin bir örneğidir. Sanatçı, hem sanat alanında hem de toplumsal sorumluluk konusunda izlediği yolun tutarlılığını her zaman korumuştur.




