
Günaydın grup başkanvekilliğine iade edildi
CHP'de disiplin kararı kaldırılan İstanbul Milletvekili Gökhan Günaydın, grup başkanvekilliği görevine geri döndü. Yüksek Disiplin Kurulu'nun itirazı kabul etmesiyle 18 Haziran'daki tedbir kaldırılması ardından, TBMM sitesinde de görevlerine eklendi.
CHP'de İstanbul Milletvekili Gökhan Günaydın'ın grup başkanvekilliği görevi bugün resmen iade edildi. Atanmış yönetim tarafından kesin ihraç talebiyle Yüksek Disiplin Kurulu'na sevk edilen ve bu süreçte unvanından alınan Günaydın, itiraz sonucunda tedbir kararının kaldırılmasıyla görevine döndü. TBMM'nin resmi internet sitesinde de adı CHP Grup Başkan Vekilleri arasında yer almaya başladı.
Günaydın hakkındaki tedbir kararı 18 Haziran'da Yüksek Disiplin Kurulu tarafından kaldırılmıştı. Karar kesinleşmesini takiben parti yönetimi gerekli yazışmaları TBMM Başkanlığı'na ulaştırdı. Yazışmaların resmi işlemlerle tamamlanması ardından Günaydın'ın grup başkanvekilliği unvanı Meclis kayıtlarına yansıtıldı.
Görevine iadesi konusunda bir gecikme yaşanması üzerine Günaydın, sosyal medya hesabından eleştiri yağmıştı. "Meclis Başkanlığı bir gece yarısı grup başkan vekilliği tabelasını odamızdan söktüyse, şimdi geri takması lazım" diye ifade etmişti. CHP Lideri Özgür Özel de Meclise resmi yazı gönderip Günaydın'ın haklarının iadesini talep etmişti.
Mutlak butlan kararıyla CHP'ye atanan yönetim daha önceki süreçte 9 milletvekiliyi kesin ihraç istemiyle disipline sevk etmişti. Bunlar arasında Günaydın ile Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır grup başkanvekilliği görevlerinden alınmışlardı. Disiplin işlemlerinin sonunda Günaydın'ın itirazı kabul edilerek tedbiri kaldırılırken, diğer vekillerden 8'inin itirazları reddedilmişti.
NATO Zirvesi öncesinde Günaydın'ın sosyal medya hesabından yaptığı açıklamalar dikkat çekmişti. 7-8 Temmuz'da Ankara'da yapılacak olan zirve nedeniyle alınan güvenlik önlemlerini ve medya kuruluşlarına uygulanacak akreditasyon kısıtlamalarını eleştiren Günaydın, demokrasi ve hukuk ilkeleri üzerine değerlendirmeler yapmıştı.
Günaydın'ın paylaşımında, Ankara'daki kamu görevlilerine verilen idari izinler ve güvenlik tedbirleri konusunda eleştiriler yer almıştı. Yoksul mahallelerdeki görünümün değiştirilmesi ve antik eserler üzerinden estetik uygulamalarına ilişkin gözlemler aktarmışta. Ayrıca medya akreditasyon süreci hakkında "tam bir rezalet" nitelemesi yapmış ve dışlanmış medya kuruluşlarının listesini paylaşmıştı.
Açıklamalarında Günaydın, NATO'nun tutum ve davranışlarını da sorgulamıştı. Uluslararası kurumun demokratik ilkeler yerine "tek adam rejimine" yaslanmasını eleştirmiş ve bunun tartışılması gereken bir husus olduğunu belirtmişti. Temel hak ve özgürlükler konusunda da hatırlatmalarda bulunarak, Anayasa'nın 25'inci maddesine atıfta bulunmuştu.
NATO Zirvesi öncesinde başlatılan gözaltılar hakkında da Günaydın sert bir dille konuşmuştu. TEMA gönüllülerine ve akademisyenlere yönelik tutuklamaları "absürt" olarak nitelemiş, ifadelerde sorulan soruların absurdluk derecesini örneklerle açıklamıştı. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Doç. Dr. Emel Memiş ve TEMA Ankara Temsilcisi Nevzat Özer'in tutukluk durumuna özel olarak değinmişti.
Günaydın, suç isnat edilerek tutuklandığını söylediği yüzlerce insanın gerçekte hiçbir suç işlemediğini vurgulamışta. Cezaevlerinin "siyasi şüpheli" olarak nitelediği kişilerle dolu bulunduğunu ifade etmiş ve bunun toplumda bilineni bir gerçek olduğunu belirtmişti. Hürriyeti bağlayıcı cezaların "önleyici kolluk tedbiri" kavramıyla açıklanmaya çalışılmasını eleştirmiş ve bunu hukuki gerekçeler açısından yeterli görmemişti.
Açıklamalarının sonunda Günaydın, uluslararası sistemin tarihsel köklenimlerine değinmişti. Birleşmiş Milletler'in 1945'te ve NATO'nun 1949'da kurulduğunu hatırlatarak, her ikisinin İkinci Dünya Savaşı sonrasında Batı dünyasının oluşturduğu kurumlar olduğunu belirtmişti. Soğuk Savaş döneminin sona erişine ve neoliberalizmin getirdiği değişimlere ilişkin gözlemler aktarmıştı.
Günaydın, tarihi belgelemeler ve akademik referanslarla da paylaşımını güçlendirmişti. İlgi çeken sonuç kısmında İtalyan teorisyen Antonio Gramschi'nin bir alıntısını kullanarak, eski düzenin çöküşü ile yeni düzenin henüz doğmadığı kriz döneminde dünyanın "canavarlara" bırakılmaması gerektiğini ifade etmişti. Zirve öncesindeki bu açıklamalar, muhalefet çevreleri tarafından tartışılmaya devam etmişti.





